|
|
Akbük, Didim ilçe merkezine 23, Aydın il merkezine 106 km uzaklıktadır. Doğal limana sahip belde 11 km'lik bir sahil şeridine sahiptir. Muhteşem doğası ve güzel sahilleriyle tam bir tatil cenneti olan Akbük, farklı mekanlar arayanlar için idealdir.
Belde gürültüden uzak, havası tertemiz, denizin mavisi ile ormanın yeşilinin buluşma noktasında tatil yapmayı arzulayanlar için bulunmaz bir cennettir.. 5 bin hektarlık alanı kaplayan Akbük, oteller, pansiyonlar, tatil köyleri, barlar, diskolar ve tüm kentsel donanımları ile modern bir kent görünümünde. Hızlı gelişimi ile bugün önemli bir turistik potansiyelin var olduğu Akbük, Avrupalı turistlerin gözde merkezlerinden birisi haline geldi.
Akbük Koyu nun tam ortasından denize doğru bir kaşık gibi uzayan Saplı Ada ile onun hemen yanı başındaki Kömür Adası koya ayrı bir güzellik katıyor.Paçalarınızı dizlerinize dek sıvayarak gireceğiniz suda yürüyerek her iki adaya da çıkmak mümkün. Kıyıdan yaklaşık 100 er metre açıktaki bu iki adanın koya yaraşan güzelliklerinin ötesinde en önemli özelliklerini ise adanın toprakları gizliyor. Ne var ki denizin sığ sularının arsızca yaladığı bu topraklar aşındıkça gizlediği sırları birer birer ortaya sermek zorunda kalıyor.
Her iki adada da deniz suyunun sürekli yaladığı kıyı şeridinde İ.Ö. 1500 yıllarına dek uzanan bir tarihin tanığı seramik parçacıklar görülebiliyor.
AKBÜK'ÜN TARİHİ
Akbük ve Didim çevresinde ilk yerleşim izleri Neolitik Devre (M.Ö. 8000) uzanır. M.Ö. 16. yüzyılda Miken, Giritliler ve daha sonra da Aka kolonilerinin varlığı görülür. Persler, Romalılar ve Bizanslılardan sonra, 1071 Malazgirt Savaşı ve Anadolu’nun kapılarının Türklere açılmasından sonra ilk olarak Karia olarak anılan bu bölge Türklerin eline geçmiştir. 1. Haçlı Seferlerinin ardından yeniden Bizans'ın eline geçmiştir.1261 yılından sonra Karia’da Menteşe Beyliği'nin kurulmasıyla Akbük ve Didim çevresi bu beyliğin içine alınmıştır.Osmanlı İmparatorluğu zamanında varlığını "yeronda - yoran" ismi ile sürdürmüştür. 1955 depreminden sonra önceleri halk arasinda "HİSAR" olarak da adlandırılan YORAN devlet tarafından yaptırılan afet evlerine taşındıktan sonra "YENİHİSAR" adını almıştır.
BAFA GÖLÜ
Bafa Gölü çevresi binlerce yıldan beri insanlar tarafından yaşanılan önemli bir alandır. Göl çevresindeki mağaralarda bulunan mağara resimleri bölgede yerleşimin başlangıcının prehistorik döneme kadar uzandığını göstermektedir. Göl kıyısında yer alan ve uzmanlarca 2.400 yaşında olduğu saptanan zeytin ağacı görülmeye değerdir.
LATMOS HERAKLIASI
Bafa Gölünün güneyindeki çamiçi köyünden ayrılan 10 km lik asfalt yolla ulaşılır. İlk kurulduğunda beşparmak dağının adıyla latmos olarak anılmıştır. Kent isadan önce 4.yy da karya satrapı mausollos döneminde eski latmos körfezi kıyısına taşınmıştır. Helen standartlarında inşa edilen herakleia düzenli bir plana sahiptir. Bir kaya üzerinde yer alan athena tapınağı ve mermer yazıtı görülebilir. Tapınağın yanında yer alan agora görülmeye değerdir. Agoranın doğusunda yer alan boulevterion (kent meclisi), göl kıyısına inerken görülebilen endymion sunağı, yamaçta yer alan tiyatro kentin zeytin ağaçları ve gnays kayalıklarıı arasına saçılmış önemli yapılarıdır.
MANASTIRLAR
Beşparmak dağına çıkan yollar, döşemeler, hem yukarı kale savunma sistemleri, hem de kapadokya bölgesi gibi 10-13.yy da göl çevresinde gelişmiş hristiyanlık anıtları görülebilir.
Ege denizinin bir parçası olan Latmos Körfezi İ.Ö. 50 yıllarında kullanımdan çıkmıştır. İ.S. 1000 yıllarında denizle bağını yitirmiştir.
Herakleia kenti de roma çağında körfezin ağzının dolması yüzünden kullanım dışı kalmıştır. Bu dönemde sina yarımadasından ve yemenden gelen hristiyanlar bölgeye yerleşmiş ve 7.yy dan başlayarak manastırlar kurmuşlardır. Bölgede 13 manastır adı bilinmesine karşın günümüzde ancak 2 tanesi adıyla saptanabilmiştir.bu manastırlar çevresi surlarla çevrili kalelerle korunaklı yapılardır. Heraklia adı efes konsilinde İ.S. 431 yılında kayıtlıdır.
Heraklia 9.yy da piskoposluk merkezi olarak bilinmektedir. Kent öreni güneyindeki kale içinde piskopos oturmaktaydı. Kıyıda şimdi sular altında görünen bir piskoposluk kilisesi vardır. 11.yy da Türk akınları yöreye ulaşmıştır. Aleksios komnenos devrinde yeniden durulma çağı gözükmesine karşın 14.yy da manastırlar tümüyle terkedilmiştir.
YEDİLER MANASTIRI
Latmos'un en büyük manastırıdır. Surla çevrili, içinde 2 kilise ve bir şapel bulunmaktadır. 10.yy dan önce inşa edildiği düşünülmektedir. Bu manastıra ulaşmak için latmos herakliasına gelmeden gölyaka köyünden yukarıya çıkmak gerekir. Manastıra giden yol yerel rehberlerce kırmızı boya ile işaretlenmiştir. Manastırın doğu avlusunda bulunan bir kayanın içindeki sağlam resimlerde isanın doğumu, vaftiz edilişi, çarmıha gerilmesi, mezara konması ve gökyüzüne çekilmesi sahneleri yunanca açıklama yazıları ile görülmeye değerdir.
YAZILI İN / PANTOKTATOR MAĞARASI / AKAVLU MANASTIRI
Kapıkırı ve gölyaka köyleri arasında kayalık bir vadide bulunan patika eski latmos kentine ulaşır. Yol kırmızı renki işaretlemelerle kolayca takip edilebilir. Yolun sonlarına doğru ulaşılan taş bloklar ve mermer mimari parçalarla inşa edilmiş anıt mezar yörenin söylence çobanı endymion'un mezarı olarak tanımlanmaktadır. Akavlu adı verilen bu çevre bir karia kenti olan latmos'un agorasıdır.
Mağara içindeki isa betimlemesinin "herşeyin efendisi" pozu nedeniyle geçen yüzyıldan beri pantokrator mağarası olarak tanımlanmaktadır.İsa ile birlikte beş aziz , lucas, paulos, güneş, ay resimleri, resmin tamamlayıcısıdırlar. İsayı tahtta gösteren resim levhası melekler tarafından taşınmaktadır.
STYLOS MANASTIRI ve AZİZ PAULOS'UN ÇİLEHANESİ
Dışı duvarlarla çevrili bir yapıdır. iç kalesi oldukça yüksektir. en kutsal yeri paulos'un çilehanesidir.Paulos elaialı fakir bir çobanken latmos kentine gelip 8 ay theotokos mağarasında kalmıştır. Soteros manastırının baş rahibinin gösterdiği kayanın içine çekilerek stylos manastırının temelini atmıştır. Paulos'a miletos, girit ve rusyadan ziyaretçiler gelmiştir. bir rahip papanın selamını getirmiş, bir bulgar prensi mektup yazmıştır. mansastırın bazilikası t biçimlidir. Yanında sarnıcı bulunan manastırdaki kilise iyi durumdadır.
SOTEROS MANASTIRI
Dİğer adı agraulon manastırıdır. 11.yy belgelerine göre stylos'a komşu 3. büyük manastırdır. eğridere mevkiinde bulunmaktadır.
MENET ADASI
Bizans köy kalıntılarıyla kaplıdır. Yonca yaprağı planlı bir kilisesi ve 2 küçük şapeli vardır.
İKİZ ADALAR
Bafa gölünün kuzey kıyısına bağlı büyük ada ve kayalık 2. bir adadan oluşan ikiz adalar grubu kale görünümlü manastırlar içermektedir. Doğudaki büyük ada karaya ince bir kumsalla bağlıdır. Batıdaki kayalık adanın ortasında bulunan kilisede kapı üstünde yer alan yazıta göre methodios adında bir keşiş tarafından yapılmıştır.
Kapıkırı köyünden sağlanacak kayıklarla hem ikiz adalar hemde batıdaki bir bizans köyü içeren melanoudion-menet adası gezilebilir.
KAPIKIRI ADASI
Dış surların içinde bir apsisli kilise bulunmaktadır. İki küçük şapel bulunmaktadır. Adanın bir başka özellliği ise helenistik çağda anakaraya bağlı bir savunma hisarı olmasıdır. Bu evrenin duvar ve kesme taş kalıntıları yer yer seçilebilmektedir.
MAVİ YOLCULUK
Ege ve Akdeniz'in en güzel koylarında, yeşille mavinin binlerce tonunun kaynaştığı doğal bir ortamda, sürükleyici bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? Üstelik bu yolculuk, dostlarınızla baş başa olabileceğiniz, gününüzü ve gecelerinizi paylaşabileceğiniz, eğlenebileceğiniz güzel bir teknede geçecekse eğer...
Akbük koyundan çıkıp güneydeki güzel koylara Akdenize doğru uzanan rüya gibi mavi yolculuklar... Doğayla baş başa kalmak, ıssız koylarda dinlenip turkuaz bir denizin tadını çıkrmak ve kafanızdaki bütün sıkıntıları atıp, yemyeşil bitki örtüsünü seyre dalmak istiyorsanız; aradığınız tatil türü mavi yolculuk olabilir. Mavi yolculukta; şehrin gürültüsünden uzak, tüm dertlerinizi unutup, gözünüzü her sabah başka bir koyda açabilir; geceleri yıldızların altında uyuyabilir ve istediğiniz yerde demirleyip, oranın zevkine varabilirsiniz.
Uğranılan kasaba ve köylerde yapılabilecek günlük gezilerde yöre halkının misafirperverliği ile tanışma, ve turizmin canlandırdığı gece yaşamına katılma imkanı bulunmaktadır. Ege kıyılarında yaşayacağınız bir mavi yolculuk serüveni sizi tekrar tekrar bu farklı tatili yaşamaya davet edecek, mavi yolculuk sizin de vazgeçilmez tutkunuz olacaktır.
Mavi yolculuk, daha önce bu geziye katılmış kişilerce tüm gerginlik ve yorgunlukların karada bırakıldığı tamamen doğa ile başbaşa kalınan ve zaman kavramının anlamını yitirdiği bir tatil olarak tanımlanmakta. Birbirinden sakin ve huzur dolu koylarda günler yüzme, güneşlenme ve su sporları yaparak veya balık tutarak geçmekte, koyda kalınan gecelerde ise güvertede yıldızların altında uyumanın ayrıcalığı yaşanmakta. Güne zengin ve doyurucu bir kahvaltı ile başlanır, öğle yemeklerinde zeytinyağlılar, salata ve meyva gibi akdeniz mutfağından seçilen hafif yemekler tercih edilir. Yüzme molasından sonra sunulan beş çayları ikindi keyfini arttırır. Akşam yemekleri ise tüm mavi yolcuların aynı masa etrafında toplandıkları, uzun sohbetlerin yapıldığı bir ziyafet sofrasına dönüşüyor.
ROTALAR
ROTA 1: Akbük-Kıyıkışlacık (Iassos), Kıyıkışlacık-Gündoğan ve Gündoğan-Akbük : Kısa ve güvenli bir rota olup mavi yolculuk meraklıları yanı sıra yelkenciliğe yeni başlayanlar için de ideal keyifli ve orta zorlukta bir mavi yolculuk rotasıdır.
ROTA 2: Akbük-Kazıklı Yarım Liman, Yarım Liman-Çam Limanı-Salih Adası, Salih Adası-Gündoğan - Gündoğan - Akbük şeklinde olup 4 günde alınması ideal keyifli bir rotadır.
1. GÜN: AKBÜK-KAZIKLI YARIM LİMAN
2. GÜN: KAZIKLI YARIM LİMAN-ÇAM LİMANI-SALİH ADASI
3. GÜN: SALİH ADASI-GÜNDOĞAN
4. GÜN:GÜNDOĞAN-AKBÜK
Türkiye'nin en gözde tatil merkezilerinden biri olan Akbük bir yandan son yıllarda yerli ve yabancı turistlerin dikkatini çekerken diğer taraftan Avrupa emlak sektörünün önemli cazibe merkezlerinden biri olmuştur. Akbük koyu 11 km lik muhteşem bir sahil şeridine sahiptir. Yemyeşil doğası, zeytin ve çam ağaçlarıyla çevrelenmiş eşsiz doğası, temiz havasıyla huzur veren gürültüden uzak bir yeryüzü cennetidir. Akbük Belediyesi olarak “bir yeryüzü cennetinde on iki ay yaşam” anlayışı ile Akbük'ün kimliğinin en önemli parçasını oluşturan turizmde, farklı ve kaliteli bir marka hedefine yönelik projeler hazırlanıyor. Modern turizm kenti anlayışına uygun bütünsel bir yaklaşımla sağlam bir altyapı, gelişmiş bir ulaşım sistemi, tam donanımlı sağlık hizmetleri, yatak sayısı ve hizmet kalitesi yönünden gelişmiş konaklama tesislerine sahip bir turizm kenti haline gelmeye aday görünüyor.
|
|
Ziyaret
| Bugün | 70 | | Dün | 49 | | Bu Hafta | 177 | | Bu Ay | 1004 | | Toplam | 2766 |
|